Atopik Dermatit (Egzama) Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Yolları
PARILTILI · Son güncelleme:
Halk arasında egzama adıyla da bilinen atopik dermatit, cilt yüzeyinde yoğun kaşıntı ve hassasiyetle kendini gösteren bir tablodur. Kesin çıkış nedeni tam olarak aydınlatılamamış olsa da alerjik bünyeye sahip bireylerde görülme olasılığı belirgin şekilde yüksektir. Rahatsızlık; şiddetli kaşınma hissi, cilt tonunda farklılaşma, minik kabarıklıklar ve pullanma gibi şikayetlerle seyreder. İki yaşından küçük bebeklerde ve küçük çocuklarda lezyonlar çoğunlukla yanaklar, saçlı deri ile kol ve bacakların dış-ön yüzeylerinde belirir. İlerleyen yaşlardaki çocuklarda ve yetişkinlerde ise daha ziyade dirseklerin iç kıvrımları, diz arkaları ve boynun yan bölümleri etkilenir. Erişkin grupta bunlara ek olarak el bilekleri, eller, kollar ve yüz bölgesinde de döküntüler ve kaşıntı meydana gelebilir. Yaşça daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde kaşınmaya bağlı olarak zamanla cilt dokusu kalınlaşabilir ve yaralar açılabilir. Hastalığa özgü kesin bir laboratuvar testi bulunmadığından tanı çoğunlukla klinik muayene ile konur. Ciltteki belirtileri rahatlatmak adına parfümsüz, yoğun nemlendirici krem ve merhemlerden yararlanılabilir. Bununla birlikte şikayetleri alevlendirebilecek etkenlerden kaçınmak da kritik önem taşır. Gerginlik, stres, yoğun terleme, nemsiz kuru hava koşulları, ani ısı değişimleri, ağır parfümler, sert içerikli sabun ya da temizlik ürünleri ile yünlü ve sentetik kumaşlar kaşıntıyı tetikleyebileceğinden bu faktörlerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.
Atopik Dermatit Nedir?
Atopik dermatit, çoğunlukla çocukluk çağında başlangıç gösterse de yetişkinleri de etkileyebilen; uzun süreli, kaşıntılı ve inflamatuvar bir cilt problemidir. Bu duruma sahip bireylerde çoğunlukla kanda immünglobulin E (IgE) düzeylerinde artış gözlemlenir. Kişinin kendisinde veya aile bireylerinde astım, alerjik nezle (saman nezlesi) ya da egzama gibi atopik rahatsızlık öyküsü bulunması riski artıran önemli bir unsurdur. Gıda alerjileri veya çevresel faktörler tetikleyici rol oynasa da rahatsızlığın temel kaynağı henüz tam olarak netleşmemiştir. Küresel ölçekte çocukların yaklaşık %5 ila %20'sini etkileyen bu hastalık; Asya-Pasifik, Afrika ve Okyanusya coğrafyalarında daha yüksek oranlarda kaydedilir. Yetişkin popülasyonunda yapılan araştırmalar ise görülme sıklığının %7 ila %14 aralığında değiştiğini göstermektedir. Olguların büyük bir kısmında belirtiler 5 yaşından önce başlar; özellikle yaşamın ilk altı ayı içinde ortaya çıkan vakaların daha şiddetli seyrettiği bilinmektedir.
Atopik Dermatit Belirtileri Nelerdir?
Ciltte belirgin kuruluk ve dinmeyen yoğun kaşıntı, rahatsızlığın en karakteristik işaretleridir. Görülen semptomlar kişinin yaşına, cilt tonuna ve hastalığın hangi evrede olduğuna bağlı olarak farklılık gösterebilir. Akut seyirli dönemde yoğun kaşıntılı kırmızı döküntüler, sulantılı ve kabuk tutan içi sıvı dolu kabarcıklar dikkati çeker. Subakut veya kronik evrelerde ise kuru pullanmalar ve kırmızı lezyonlar ön plandadır. Sürekli kaşıma eylemine bağlı olarak kronikleşen süreçte deride kalınlaşma ve derin yarıklar meydana gelebilir. Birçok kişide bu farklı evrelere ait lezyonlar aynı zaman diliminde bir arada bulunabilir. Koyu tenli bireylerde döküntüler tipik kırmızı rengin aksine morumsu veya koyu kahverengi tonlarında belirebilir; lezyonlar kül rengi ya da beyazımsı görünebilir ve cildin doğal parlaklığı kaybolabilir. Vakaların yaklaşık %60'ı yaşamın ilk senesinde, %85'i ise 5 yaşından evvel başlangıç gösterir. Yaş dönemlerine göre öne çıkan belirtiler şunlardır:
- 2 yaşından önceki süreçte beliren lezyonlar kaşıntılı, kızarık, kabuklu ve pullu yapıdadır. Çoğunlukla yanaklarda, kafa derisinde ve uzuvların ön yüzeylerinde gözlenir; bebek bezinin örttüğü alan genellikle etkilenmez. Tablonun ağırlaştığı durumlarda berrak (seröz) akıntı ve belirgin kabuklanma eşlik edebilir.
- 2 ile 16 yaş arasındaki çocuklarda sulantı daha azdır; boyun çevresi ile dirsek içi, el bileği ve diz arkası gibi eklem büküm yerlerinde 2 santimetreden büyük kabartılar (plaklar) meydana gelir.
- Yetişkinlik döneminde atopik dermatit daha sınırlı bir bölgede kalma eğilimindedir ve deride kalınlaşma ile belirginleşen çizgiler (likenifikasyon) şeklinde kendini gösterir. Döküntüler çoğunlukla eklem kıvrımlarında yoğunlaşırken zaman zaman yüz, boyun ve ellerde de gözlemlenebilir.
Atopik Dermatit Nedenleri Nelerdir?
Hastalığın gelişiminde farklı etkenlerin tetiklediği inflamatuvar süreçler belirleyicidir. Ancak iltihaplanmanın bozulmuş bir cilt bariyerinden mi yoksa bağışıklık sistemindeki sapmalardan mı kaynaklandığı konusu tıp dünyasında halen tartışılmaktadır. Egzama zeminini hazırlayan başlıca faktörler şunlardır:
- Epidermal bariyerin işlevini yitirmesi: Cildin en dış katmanı olan epidermis, dışarıdan gelebilecek zararlı etkenlere karşı koruyucu bir kalkan vazifesi görür. Bariyer işlevinin bozulması; derinin yapı taşı olan filaggrin proteininin yetersiz sentezlenmesi, enzim ve moleküler düzeydeki dengesizlikler, mikroorganizmaların aşırı kolonileşmesi ve kısır bir kaşıntı-kaşıma döngüsü gibi durumlardan kaynaklanabilir.
- Genetik faktörler: Yapılan bilimsel çalışmalara göre, tek yumurta ikizlerinden birinde atopik dermatit varsa diğerinde ortaya çıkma olasılığı %80 iken, çift yumurta ikizlerinde bu ihtimal %20 seviyesindedir. Bu veriler kalıtımın güçlü etkisini ortaya koymuş ve genetik araştırmalarla cilt bariyer yapısını kontrol eden genler tespit edilmiştir.
- Bağışıklık sisteminde bozulma ve inflamasyon: Atopik dermatit tablosunda yer alan tip 2 inflamasyonun gelişiminde hem edinsel hem de doğal bağışıklık mekanizmaları doğrudan rol oynar.
- Deride bulunan bakterilerde değişiklik: Hastaların büyük çoğunluğunda cilt mikrobiyotasının çeşitliliği azalır ve stafilokok cinsi bakterilerin kontrolsüzce çoğalması döküntü oluşumunu tetikler.
Atopik Dermatit Tanısı Nasıl Konulur?
Olguların genelinde teşhis hekimin yapacağı klinik muayeneyle netleştirilir. Bu süreçte döküntülerin yerleşim biçimi, tipi, hastanın geçmiş sağlık öyküsü ve eşlik eden diğer bulgular kapsamlı biçimde ele alınır. Belirtilerin yaşa, deri rengine ve rahatsızlığın şiddetine göre değişebilmesi sebebiyle özellikle yaşamın ilk iki yılında ve ileri yaştaki erişkinlerde tanı koymak güçleşebilir. Açık ve koyu cilt tonlarında lezyonların birbirinden farklı görünmesi de teşhis sürecini zorlaştıran etkenlerdendir. Teşhiste en temel kriterler; şiddetli kaşıntı ve kişinin yaşına uygun tipik egzama döküntülerinin mevcudiyetidir. Tablonun tekrarlayıcı ve kronikleşen bir seyir izlemesi de destekleyici bir bulgudur. Bunun yanı sıra hastalığın erken dönemde başlaması, cilt kuruluğu, kanda IgE yanıtının artışı ve ailede/bireyde atopi geçmişi tanı koymayı kolaylaştırır. Rutin uygulamada her hastaya yapılmasa da şüpheli durumlarda klinik tablonun netleşmesi için deri biyopsisi ve birtakım laboratuvar testlerine de başvurulabilir.
Atopik Dermatit Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Tedavi planlamasına geçilmeden önce döküntüleri başlatan veya şiddetini artıran bireysel tetikleyicilerin doğru belirlenmesi ve bunlardan özenle kaçınılması gereklidir. Sıcaklık artışı ve ortamdaki nemin azalması lezyonları tetikleyebileceğinden çevresel şartlara özen gösterilmelidir. Eşlik eden bir stafilokok ya da herpes (uçuk) enfeksiyonu saptanırsa mutlaka hekim kontrolünde hedefe yönelik ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Kaşıntı hissini hafifletmek ve rahatlama sağlamak amacıyla antihistaminik ilaçlardan destek alınır; stres ve kaygının kontrol altına alınması da tedavi başarısında önemli rol oynar. Bu rahatsızlıkta cildin ideal nem seviyesine ulaşması vazgeçilmezdir. Nem dengesini koruyabilmek adına el yıkama ve banyo sonrasında günde en az iki defa yoğun nemlendirici merhemler tatbik edilmelidir. Düşük su oranına sahip koyu kıvamlı krem ve merhemler cilt kuruluğuna karşı daha güçlü bir bariyer oluşturduğu için önceliklidir. Günlük cilt bakımında çok az sabun içeren ya da sabunsuz temizleyiciler ve ılık su tercih edilmeli; banyo ertesinde yumuşatıcı kremler cilde yedirilmelidir. Medikal tedavide ise lezyonların durumuna göre kortikosteroidli topikal kremler ya da steroid içermeyen immün sistemi düzenleyici kremlerden faydalanılabilir.
Cildinde geçmeyen kaşıntı ve kızarıklık fark edenlerin gecikmeden uzman bir sağlık merkezine başvurmaları önemlidir. Tanı sürecinin incelikli olması sebebiyle değerlendirmenin deneyimli dermatoloji hekimlerince yapılması kritik bir değer taşır.